Adanaca, Adanaca – Adana Şivesinin Özellikleri, Adana Gezi RehberiKültürel Etkinlikler

Adanaca – Adana Şivesinin Özellikleri

Dersimiz Adana Dili ve Edebiyatı. Siz onu Adana Şivesi olarak biliyorsunuz ama biz ona Adanaca diyoruz. Çünkü Adana şivesinin kendine has sözcükleri ve dilbilgisi kuralları var. Her ne kadar Türkiye Türkçesinin bir yerel şivesi olsa da hakkını vererek konuşanların ağzında Standart Türkiye Türkçesinden (yani İstanbul Türkçesinden) çok farklı bir dile dönüşüp Azerbaycan Türkçesi kadar farklı görünebilir.

Aslında Türk Dil Kurumu, şehirlere göre şiveleri ayırmaz. Çünkü komşu şehirlerin şiveleri birbirine oldukça yakındır. Aynı zamanda farklılıklar ilçeden ilçeye, mahalleden mahalleye bile görülebilir. Adana şivesi de komşu illerin şiveleriyle çok büyük benzerlikler taşır. Bazı söyleyiş şekilleri ve sözcükler ortaktır. Bu nedenle Türk Dil Kurumu, şiveleri bölgesel gruplarda toplar. Bu arada aslında şive sözcüğü doğru bir ifade değil. Yerel ağız dememiz lazım ama şive sözcüğü halk arasında yanlış da olsa daha yaygın kullanıldığından ben de bu yazıda kullandım. Türk Dil Kurumu’na göre Adana şivesi, Türkiye Türkçesinin Batı Grubunun 7. Alt Grubunun bir parçasıdır.

Adana Şivesi Bilmeyenler Adanalılarla Anlaşabilir mi?

Tabii ki günümüzde Adanacayı tam anlamıyla konuşan fazla kimse kalmadı. Bazı değişik söyleyiş şekilleri ve birkaç sözcük yaygın olarak kullanımda. Pek çok sözcük ise gençler tarafından kullanılmıyor. Yani Türkiye’nin diğer bütün şiveleri gibi Adana şivesi de İstanbul Türkçesinin büyük etkisi altına girdi. Çünkü aynı gazete, kitap, dergi ve web sitelerini okuyoruz. Aynı TV kanallarını, Youtube kanallarını izliyor ve aynı film ve dizileri takip ediyoruz. Aynı okullara gidiyoruz.

Bu nedenle Adana’ya yolu düşen biri, Adana şivesi bilmese bile herkesle kolaylıkla anlaşır. Herkes İstanbul Türkçesi konuşuyor, konuşmayanlar bile rahatlıkla anlayabiliyor. Eski Adanacanın etkisini daha yoğun olarak sürdürdüğü bazı mahalleler de var elbette. Bunun dışında bazı ilçeler ve köylerde daha yaygındır ama oralarda bile etkisini kaybetmektedir. Genellikle yaşlı kesim İstanbul Türkçesinden en az etkilenmiş olan kesimdir. Onların kullandığı bazı sözcükler gerçekten de size çok yabancı gelir. Bu sözcüklerin pek çoğunu günümüz gençleri bilmez.

Meşhur bir Adanaca cümle örneği verelim. Türkçeden ne kadar farklı olduğunu görebilirsiniz:

Kedinin manığı, takanın gındırığından pırtladı. (Kedinin yavrusu, pencerenin aralığından kaçtı.)

Bir örnek daha verelim:

Baycıktan gomşunun gizim gördüm. (Az önce komşunun kızını gördüm.)

Yani orijinal Adanaca gerçekten de İstanbul Türkçesinden farklı fakat eski etkisini kaybetti. Günümüzde şehirde yaşayan gençler bu şiveyi bir mizah ve merak unsuru olarak gördüklerinden bazı sözcükleri öğreniyorlar ama yukarıda örneklerini verdiğimiz kadar ileri seviye Adanaca konuşmuyorlar. Adanalı bazı mizahi sosyal medya hesapları tarafından yer yer bu yöreye özgü sözcükler paylaşılarak unutulmamasını sağlamaya çalışıyor.

Adanacanın Özellikleri

Standart Türkçedeki bazı birinci çoğul şahıs ekleri Z harfi ile biter. Adanacada ise onun yerine K harfi kullanılır. Birkaç örnek verelim:

Adanalıyız > Adanalıyık

Gelmeliyiz > Gelmeliyik

Gidiyoruz > Gidüyrük

Yaparız > Yaparık

Türkçedeki istek kipindeki birinci çoğul şahıs ekleri de Adanacada K harfine dönüşür. Örnekler:

Okuyalım > Okuyak

Gidelim, alalım, gelelim > Gidek, alak, gelek

Gezelim > Gezek

Bazıları bununla sınırlı sansa da bu kadar değil. Şimdiki zaman ekleri de değişime uğrayabilir. Yukarıdaki “gidiyoruz” örneğine dikkat ediniz. “gidiyoruk” şeklinde değişime uğramadı. “gidüyrük” şeklinde değişime uğradı. Mesela “seviyorum” sözcüğü de “sevüyrüm” sözcüğüne dönüşüyor.

Türkiye’nin her yöresinin farklı bir harfle alıp veremediği vardır. Trakyalılar H harfini, Egeliler R harfini yutarlar. Karadenizliler I harfini U şeklinde söyleyebilirler. Adanalıların ise K ve T harfleri ile arası bozuktur. Yukarıda Z harfinin K’ye dönüştüğünü söyledik ama Adanalıların ağzında bu K harfi yumuşuyor. Bazen G’ye, bazen de Ğ’ye dönüşüyor. Biz K harfini sadece yazılışta gösterdik. Okunuşta aynı değil. Aynı şekilde T harfi de D harfine yumuşayarak dönüşebiliyor. Elbette bu iki durum her sözcükte geçerli değil.

Adanaca Sözlük

Adanaca söz varlığının kökeni çok çeşitlidir. Kimi Türk tarihinden, hatta Göktürk döneminden gelir. Arapça ve Farsçadan da etkilenilmiştir. Daha az olmakla birlikte Fransızca, Rumca, Ermenice, Rusça ve İngilizce gibi çeşitli dillerden de sözcükler görülür. Adanacada çok sayıda sözcük olsa da ben günümüzde en sık kullanılanları yazacağım. Diğerleri içinse İstanbul’daki Adanalıların kurduğu Adana Kültür ve Dayanışma Derneği’nin web sitesindeki sözlüğün bağlantısını vereceğim.

Küncü: Susam (Çörekotu için de kullanılabilir. Unlu mamuller satan yerlerde bu sözcüğü duyabilirsiniz)

Tike: Kuşbaşı (Kebapçılarda duyabilirsiniz)

Gulle: Bilye, misket (Biri size “gulle oynayak mı” derse “bilye oynayalım mı” demek istiyordur)

Bakale: Bak hele (Birine seslenirken çok sık kullanılır. Bazıları bağale diye de söyleyebilir)

Kele: Bir cümleye başlarken kullanılan bir ifade. Kadınlar tarafından daha sık kullanılır. Ermenice kökenli olduğu tahmin edilmekte.

Darı: Mısır (sokakta biri “kaynamış darı” diye bağırıyorsa haşlanmış mısır satıyor demektir)

Hipo: Çamaşır suyu

Abov: Hayret nidası

Allöş: Şaşırma nidası

Anarya: Geri vites (Fransızca kökenli bir sözcüktür)

Araya gitmek: Ziyan olmak

Aşörtmen: Eşofman (Halı sahalarda duymanız olasıdır)

Apollo: Hoparlör (Bu bana da hep garip gelmiştir)

Avel: Aptal

Elli Altıya Gitmek/Ortalığı Elli Altıya Vermek: Ortalığın karışması, curcuna olması (56 rakamının konuyla ilgisi nedir, kesin olarak bilinmiyor. Çeşitli rivayetler var ama o da başlı başına bir yazı konusu)

Cıncık: Cam parçası, parıldayan cam (Biri size “cıncık gibisin” diyorsa “çok güzelsin” demek istiyordur)

Cımcılık: Islak (Hatta Cımcılık Festivali diye bir festivalimiz bile var. Temmuz ayında yapılıyor. Belediye çalışanları, parkta toplanan gençlere su püskürtüyor)

Püskevit: Bisküvi

Gillik: Küçük

Gındırık: Aralık (Gındırmak fiilinden türetilmiştir. Gındırmak da aralamak anlamına gelir)

Helke: Kova

Kıytırık: Değersiz

Gıran: Hastalık, bakteri, mikrop, virüs

Dinelmek: Ayakta durmak

Daha fazlası için: Adanaca Sözlük – Adana Kültür ve Dayanışma Derneği

Adana‘nın Sözcükleri Neden Bu Kadar Farklı?

Adana şivesinde dikkat çeken ilk şey, Türkiye’nin diğer yörelerine kıyasla Orta Asya döneminden kalma sözcüklerin daha fazla olması, bu sözcüklerin daha az değişime uğramasıdır. Bu da Adana’nın tarihi ile ilişkili. O yüzden biraz tarih dersi vereceğiz.

Bildiğiniz üzere Türkler Anadolu’ya 1071’deki Malazgirt Savaşı’ndan itibaren geldi. Fakat Anadolu’nun tamamına sahip olmadı. Çukurova’da Kilikya Ermeni Krallığı adlı bir devlet vardı. Bizans İmparatorluğuna bağımlı bir devletti. Anadolu, Bizans’ın elinden çıkıp Selçukluların eline geçince Kilikya Ermeni Krallığı, Bizans ile bağlarını koparıp Anadolu Selçuklu Devleti’ne bağlılığını bildirdi. Böylece yıkılmaktan kurtuldu. Çukurova da Anadolu’nun büyük çoğunluğunun aksine 300 yıl daha doğrudan Türk hakimiyetinin dışında kaldı.

13. yüzyılda Moğollarla mücadeleye devam eden Oğuzların Üçok Boyu, Memluklerle hareket ederek Çukurova’ya gelmiş ve Kilikya Ermeni Krallığı’nı yıkmış, yerine Ramazanoğulları Beyliği‘ni kurmuştur. Yani Adana, Anadolu’nun çoğunluğundan yaklaşık 300 yıl sonra Türklerin egemenliğine girmiştir. 1071’den sonra Anadolu’ya gelen Türkler ile Adana’ya 14. yüzyılda gelen Türkler her ne kadar yakın akraba olsa da birbirinden farklıdır. Ramazanoğulları Beyliği, Anadolu Selçuklu Devleti’nden kopmuş bir beylik olmaması nedeniyle diğer bütün beyliklerden farklıdır.

Hatta, Ramazanoğlu Beyliği’nin, Osmanlı İmparatorluğu’na tamamen katılması 17. yüzyılda, 1608’de gerçekleşmiştir ki bu da onu en son yok olan beylik hâline getiriyor. Bu nedenle Çukurova Türkçesinin, Anadolu’nun kalanıyla tam anlamıyla etkileşime girmesi için bir 300 yıl daha geçmesi gerekmiştir. Yani Çukurova Türkçesi ile Anadolu Türkçesi arasında 600 yıllık bir tarih farkı var. Bu nedenle Adana’nın da dâhil olduğu Çukurova Türkçesi, Orta Asya ile bağlarını Türkiye’nin geri kalanından daha fazla korumuştur.

Peki bu yörenin dilindeki Ermenice ve Rumca kökenli sözcükler nereden geliyor? Kilikya Ermeni Krallığı yıkılmıştı ama Ermeni ve Rumlar, 20. yüzyılın başına kadar yüzlerce yıl boyunca burada Türkler ve Araplarla bir arada yaşadılar. Bu yüzden karşılıklı etkileşim kaçınılmaz.

Arapçanın Etkisi

Arapça etkisine gelince. Bu sadece Osmanlıcadan kaynaklanan bir durum değil. Adana’da hatırı sayılır bir Arap nüfusu tarih boyunca var olmuştur. Bu yüzden Araplar ve Türkler birbirlerinin dilini etkilemiştir. Hatta 1930’lu yıllarda Adana’ya gelen Atatürk, 70.000 nüfuslu şehirde yaklaşık 20.000 kişinin Türkçe konuşmadığını fark etmiş ve Türk Ocağı’nı bu durumu değiştirmek için yeterince çalışmamakla eleştirmiştir. (Günümüzde Adanalı Arapların hepsi Türkçe biliyor. Eğer Adana’da Türkçe bilmeyen bir Arap görürseniz çok büyük olasılıkla Suriyeli mültecilerdendir)

Fransızcanın Adana şivesi üzerindeki etkisi ise işgal yıllarına dayanır. Adana, 1918’in sonundan 1922’nin başına kadar Fransa tarafından işgal edilmişti. Her iki taraf arasında her ne kadar çatışma olsa da dil etkileşimi de olmuş görünüyor. Adana ve diğer güney illerinin şivelerinde, Türkiye’nin geri kalanında görülmeyen bazı Fransız kökenli sözcüklerin görülmesinin nedeni budur.

Adanaca sözcüklerin kökeni üzerine ayrıntılı bilgi almak için Çukurova Üniversitesi’nden Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın’ın Adana’nın Söz Varlığı adlı yazısını okumanızı tavsiye ederim.

Son Söz

Eğer verdiğim linkteki sözlükte göremediğiniz Adanaca sözcük varsa aşağıya yorum yazabilirsiniz. Yazıyı, Çılgın Serkan’dan iki adet Adanaca klip ile sonlandıralım.